Quarterlife Crisis
“Nereden çıktı bu çeyrek yaş krizi şimdi!” diye siz sormadan Robbins ve Wilner’in 2001 yılında yazdıkları Quarterlife Crisisin The Unique Challenges of Life in Your Twenties kitabıyla, bilimsel literatürde kendine yer edinmeye başlayan çeyrek yaş krizi, popüler kültürle birlikte de günümüzde kullanılmaya başlayan bir kavram haline gelmiştir. Yazarlar, yirmili yaşlarda henüz okuldan mezun olmuş ve hayata pek de hazır olmayan gençlerin yaşadığı bu sarsıcı deneyimi Çeyrek Yaşam Krizi olarak adlandırmışlardır. Evet bahsettiğimiz kavram, orta yaşa gelen ve yaşamlarını sorgulayan yetişkinlerin yaşadığı ve sıklıkla bilinen orta yaş krizinden oldukça farklı duruyor. İngiltere’de 20-29 yaş aralığındaki yaklaşık 1000 yetişkinle yapılmış araştırmanın sonuçlarına göre gençlerin yaklaşık %70’nin bu dönemi büyük bir kriz olarak tanımladıkları bulunmuştur (Robinson ve Wright, 2013). Linkedl’in tarafından 2017 yılında 25-33 yaş arasındaki gençlerle yapılan başka bir araştırmada ise, ,gençlerin %75’nin çeyrek yaşam krizi yaşadığı, buna ek olarak gençlerin %61’i krizi , tutkuyla yaptıkları bir işe sahip olmamaları, %31’i evlilik ve çocuk sahibi olma ile ilgili kendilerini baskı altında hissetmeleri olarak tanımlamışlardır. Türkiye’de yakın zamanda 20-35 yaş aralığındaki 514 genç yetişkinle yapılmış başka bir araştırmanın sonuçlarında ise, gençlerin yaklaşık %82’sinin farklı derecelerde bir yaşam krizi yaşadıkları görülmüştür (Yeler ve diğ., 2021).
Popüler kültürün ardından bilimsel literatürde de kendine yer edinmiş çeyrek yaşam krizi neymiş, gelin birlikte yakından bakalım..
Greenwich Üniversitesi’nden Dr. Oliver Robinson, genç yetişkinlerin yaşadığı çeyrek yaşam yaşam krizini “kapının dışında kalan” ve “içeride kilitli kalan” iki farklı tipolojiyle tanımlamaktadır. Robinson, 21-25 yaş aralığının kapının dışında kalan, 25-33 yaş aralığının ise içeride kilitli kalan grubu temsil ettiğini söylemektedir. Kapının dışında kalan grupla kast ettiği, üniversiteden yeni mezun olmuş gençlerin, iş sahibi olamayacaklarına, ekonomik olarak başkalarına bağımlı kalacaklarına dair yaşadığı endişeler ve istikrarlı giden bir romantik ilişkiye sahip olamama korkusu olduğunu söylerken, içeride kilitli kalan grupla ilgili de yetişkin olmaya çalışan gençlerin bir çalışan ya da romantik bir partner olarak sahip olduğu rollerde yaşadıkları memnuniyetsizlik olarak tanımlamaktadır (Robinson, 2016; Robinson, 2019). Bahsedilen çeyrek yaşam krizlerinin en belirgin özellikleri; romantik ilişki ayrılıkları, ebeveynler ile yaşanan çatışmalar, tatmin edici olmayan bir işte kapana kısılmış hissetme ve işsizlik olarak sıralanmaktadır (Robinson ve Wright, 2013).
PEKİ NEDEN 20’Lİ YAŞLAR?
Yirmili yaşların çeyrek yaşam krizi olarak tanımlanmasının bir nedeni tabii ki de var. Türkiye’de lisans eğitimini de dahil ettiğimizde karşımıza 16-17 yıllık bir eğitim süresi ortaya çıkmaktadır. Henüz küçük bir çocukken giydiği öğrencilik üniformasıyla vedalaşan genç yetişkinin, toplumsal bazı beklentileri karşılaması, örneğin; para kazanabilmesi, romantik ilişkiye sahip olması, arkadaşları ile iyi ilişkiler kurabilmesi yani bir artık bir yetişkin olması beklenir. Bu sırada genç yetişkinler tıpkı bilmediği sularda yüzmeyi öğrenen balıklar gibi, yaşadıkları çaresizlik, bilgisizlik, kararsızlık ve endişeyle adına çeyrek yaşam krizi denilen sarsıcı bir deneyim yaşarlar.
KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMENİN BİR YOLU VAR MI?
Bu soruyu büyük bir evetle yanıtlayabiliriz. Kriz kelime itibariyle zihnimizde; istenmeyen bir an önce etkisinden kurtulunması gereken olumsuz bir ifade olarak canlansa da genç yetişkinler için önemli fırsatları da beraberinde getirebilir. Bahsettiğimiz Linkendl araştırmasında, genç yetişkinlerin krizle başa çıkma yöntemlerine bakıldığında; %36’sı kariyerlerini tamamen değiştirmiş, %28’i seyahat ederek uzun bir yolculuğa çıkmış, %23’ü ne yapmak istediklerine karar vermek ve kendilerini keşfetmek adına işten bir süre izin almış ve yine %23’ü tam zamanlı bir eğitime geri dönmüş, %11’i kendi işini kurmuş ve %10’u tam zamanlı freelance bir işe geçmiştir..
Kariyer değişimi, seyahatler, kendi işinin patronu olmak ya da günümüz online dünyasında giderek artan freelance çalışma sistemi.. Bunlar kulağa hiç de olumsuz şeyler gibi gelmiyor değil mi? Bunun nedeni insanın gelişiminin belirli stres altında mümkün olacağı gerçeğidir. İnsan yavrusunun doğumu da aslında bakıldığında hem anne hem de bebek için stresli bir süreçtir.. Anne adayının hamilelik süreci boyunca yaşadığı fiziksel ve duygusal değişimler bebeğin büyümesi ve nihayetinde dünyaya gelmesini sağlar. Bir bebeğin doğumu için anne adayının bir doğum sancısına ihtiyacı vardır. Anne adayının yaşadığı bu sancı yoğun bir bedensel acıyı beraberinde getirse de bebeğin sağlıklı doğumuyla yerini mutluluğa bırakmaktadır. Diğer tarafan yaklaşık dokuz ay boyunca anne karnında kalan bebek için de dünyaya gelmek başlı başına stresli bir olaydır. Anne karnında stabil ve tüm ihtiyaçlarının giderildiği sıvı bir kesenin içinde aylarını geçiren bebeğin oradan çıkması yani doğum anı, bebek için de başlı başına bir kriz anıdır. Psikolojinin babası Freud’ da insan yavrusunun doğumunu bir travma kabul etmektedir yani burada şiddetli bir çaresizlik ve beraberinde gelen bir krizden bahsediyoruz.. Doğum hem anne hem de bebek için ne kadar zorlayıcı olursa olsun artık dünyaya gözünü açan insan yavrusu, hayatta kalan diğer yavrular gibi annesinin memesinden emmeyi öğrenmeli, acıktığında ağlamalı, ebeveynlerini diğer yetişkinlerden ayırt edebilmeli, zamanı geldiğinde konuşmalı, yürümeli ve en nihayetinde büyümelidir. Büyüyüp 20’lerinin ortalarına gelen genç yetişkinler için de öğrenci kimliğine veda etmek psikolojik bir doğumu temsil edebilir. Bilmediği bir rolün içinde hayatta kalmaya, bağımsız olmaya, ideal koşullarını yeniden oluşturmaya ve aslında büyümeye çalışmaktadır. Bu yazıyı yazan biri olarak ben de 25 yaşında ve Türkiye’de büyümeye çalışan bir genç yetişkinim. Yazıyı okuyan akramlarım gibi benim de benzer bir deneyimin içinden geçiyor olmam olaya Pollayanacılıktan uzak bir noktadan gayet gerçekçi bir perspektiften ele almamı sağladığını belirtmek isterim. Bu nedenle “coğrafya kaderdir”, geyiğine girmek istemesem de Avrupa ya da ABD’de yaşayan akranlarımızın iş değiştirmesi, kendini tanıması adına dünyayı gezmesi ya da bir süre işinden ayrılarak ne istediğine karar vermesi, bulunduğu ülkenin şartları gereği biz Türk gençleri göre malesef daha kolay olduğunun birçoğumuzun zaten farkında olduğunu belirtmeme gerek yoktur heralde. Fakat buna rağmen, bizim de yapabileceğimiz, yaşadığımız krizi fırsata çevirebileceğimiz şeylerin olduğuna inandığımı da söyleyebilirim.
Ben ne istiyorum?
Temel bir sorudan ve akabinde aldığımız bir cevaptan yola çıkabiliriz. Ben kimim?. Bu görünürde çok kolay bir soru gibi gelse de, verdiğiniz cevaplar en sevdiğiniz renkten karanlık taraflarınıza kadar uzanan geniş bir spektruma ait olabilir. Bunun üzerine tek başınıza günler ve geceler boyu düşünebilir, kitaplar okuyabilir, yazılar yazabilir, videolar izleyebilir, podcastler dinleyebilir, güvendiğiniz ve sizi iyi tanıyan insanlarla üzerine tartışabilir ve imkanınız varsa bir ruh sağlığı uzmanın yardımıyla bir terapi sürecine girerek bu sorunun peşine düşebilirsiniz. Soruyu sormak kolay olsa da kendinizle ilgili alacağınız cevaplar sizi oldukça şaşırtabilir.
Ne istediğimi buldum? Sırada ne var?
Bu adıma gelmiş olmanız kendinizle baya bir yol kat ettiğinizi, bunun üzerine kafa yorduğunuzu yani dertlendiğiniz ve de yakınlarınızı da dertlendirdiğiniz anlamına gelir. Bizden size kucak dolusu bir aferin o zaman, uzun yoldan geldiniz. Bu noktada sahip olmak istediğiniz iş ya da ilişkiyle ilgili kabaca bir karar vermiş olmalısınız. Bundan sonrası, hedeflediğiniz, istediğiniz şeyin ne kadar gerçekçi olup olmadığı üzerine düşünmek olabilir.
“Şuan bir krizi fark ettiniz ve ihtiyaçlarınızı belirlediniz, şimdi hedeflerinize giden yolda somut bir eylem planı hazırlayabilir, hedeflerinizin ne kadar zaman alacağına dair bir zaman çizelgesi yazabilirsiniz.”
Örneğin, kariyer ve ilişkiler (romantik, arkadaşlık, aile) ile ilgili sahip olmak istediğiniz hedeflerinizi bir kağıda yazabilir öncelikle bunları kısa ve uzun vadeli şekilde ayırabilirsiniz. Bu sayede öncelikleriniz belirlenmiş olacaktır. Ardından her bir hedefinize özel bir zaman aralığı belirleyebilirsiniz. Bu sizin daha planlı hareket etmenize yardımcı olacak, aynı zamanda zihninizdeki belirsizliği ortadan kaldıracaktır. Timeline’da tamamsa, sırada hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olarak somut davranışlar yazmak var. Diyelim ki ulaşmak istediğiniz hedef, bir sene içerisinde romantik bir ilişkiye sahip olmak ise buna ulaşabilmek için yapmanız gereken sizin kontrolünüzde olan bir taslak hazırlayabilirsiniz. Aranızda, “bu işler kısmet, yazmakla olmaz” diyenleri de duyar gibiyim.. Buna karşılık olarak sizlere, Yunus Emre’ye ait olduğu düşünülen “kader gayrete aşıktır” sözüyle karşılık vermek isterim..
Biraz fikriniz değiştiyse somut ve ulaşılabilir hedefler nasıl yazılır örnek üzerinden anlatmaya devam edebiliriz. Hedef cümlelerini yazarken dikkat etmeniz gereken nokta, kendi kontrolünüzde olan somut ve açık cümleler yazmanız. Romantik bir partnere sahip olmak istiyorsanız öncelikle potansiyel adaylarla tanışmanız gerekecektir. Bunun için yeni insanlarla tanışabileceğiniz ortamlara gidebilir veya dating applerden yararlanabilirsiniz. Dating app kullanma fikri size cazip geldiyse olası amaç cümlenizi “dating appleri araştıracağım, kendim için uygun olana/olanlara karar verdikten sonra bir profil oluşturacağım” şeklinde yazabilirsiniz. Yazdığınız amacınız için bir zaman aralığını da yanına not alarak planlama yapabilirsiniz. Şuan bir önceki halinizden farklı bir noktadasınız, önünüzdeki kağıtta yazılı somut bir hedef ve bir zaman aralığına sahipsiniz ve bu çok önemli bir adım. Fakat hatırlatmak isteriz ki, her bir amaç kendi içinde belirli avantajlara ve dezavantajlara sahiptir. Bu nedenle eyleme geçmeden son bir işiniz daha var. Amacınıza ulaştığınızda ya da ulaşmak için harekete geçtiğinizde avantaj ve dezavantajlarını belirlemelisiniz. Avantajlar sizin motivasyonunuzu arttıracakken; dezavantajlar aldığınız kararın risklerini görüp olası çözümler hakkında önceden düşünmenize ya da hedef cümleniz üzerinde değişiklikler yapmanızı neden olabilir. Romantik partnere sahip olma temel amacınızdan örneklendirmeya devam edelim. Bunun için olası başka bir amaç cümlesi “yeni insanlarlarla tanışabileceğim ortamlara gidebilirim” olabilir. Bu cümleyi “işten sonra her zaman gittiğin X kafe yerine Y kafeye gidip orada oturan birine selam verebilirim” şeklinde yazabilirsiniz. Bunun hemen altına iki sütunda, yapmak istediğiniz bu davranışın avantajlarını ve dezavantajlarını yazarak hedefinizden daha emin olabilir, olası riskleri görebilir ve çözümleri önceden üretebilirsiniz.
Artık harekete geçebilirsiniz.
Şimdiye kadar yaşadığınız krizle çok iyi mücadele ettiniz. Kendinizi tanımaya, seçimlerinizi sorgulamaya, az bildiğiniz ya da bilmediğiniz yanlarınıza ulaşmaya çalıştınız. Kitaplar okudunuz, filmler izlediniz, arkadaşlarınızla ailenizle geceler boyu süren sohbetler ettiniz belki de profesyonel bir psikolojik yardım alarak bildiğiniz ya da bildiğinizi zannettiğiniz kendinizle yüzleşme cesareti gösterdiniz. Tüm bu çabalarınız, attığınız adımlar zaten başlı başlı ilerleme gösterdiğiniz anlamına gelir. Başta sorduğunuz “ben kimim” sorusuna verecek cevaplarınız artık değişti ve çeşitlendi diye düşünüyoruz. Önünüzde hedefleriniz ve davranışa geçmeye hazır bir eylem planınız var, o halde şimdi sırada adım atarak hayallerinize ve hedeflerinize doğru hareket edebilirsiniz. İlk sefer genelde daha zorlayıcı olur. Üzülebilir,, korkabilir, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz ama unutmayın ki zamanla denedikçe duyguların yoğunlukları giderek azalacak ve sizin için attığınız adımlar artık daha kolay bir hale gelecektir. Hedefleriniz doğrultusunda belki daha önce bulunmadığınız bir ortamda bulunuyor, hiç temas etmediğiniz kişilerle karşılaşıyor olabilirsiniz. Bu sizi biraz hatta birazdan fazla bile kaygılandırabilir. Kaygınız çok normal, bunu fark edip devam ettiğiniz sürece bir süre sonra azaldığını fark edeceksiniz. Ya da belki hedefleriniz doğrultusunda işinizden istifa etmiş parasal anlamda sıkıntı yaşıyor,, ailenize ekonomik olarak tekrar bağımlı hale gelmiş olabilirsiniz ama bunu eylem planını yaparken zaten biliyordunuz. Hedeflerinize giden yolda değişim için attığınız somut adımlardan sonra da hala benzer olumsuz duyguları yaşıyor olmanız hiç bir yol kat etmediğiniz anlamına gelmiyor. Buradaki önemli nokta artık kendi yaşamınızda yaptığınız seçimlerin bir sonucu olarak bu olumsuz duyguları yaşıyor olduğunuzu görmeniz. Kendinizi edilgen değil etken bir konu koymak bile kontrolü ele aldığınızın önemli bir kanıtı. Yaşadığınız zorluğun derecesi bulunduğunuz ülkenin şartlarına, kişilik özelliklerinize, ekonomik koşullara ve daha birçok faktöre bağlı değişim gösterecektir. Fakat elinizde hayalleriniz, sizi hayallerinize götürecek hedefler, atacağınız adımlar, bunların olası kazançları ve risklerine ait şimdiye kadar üzerinde çalışılmış, denenmiş, tekrar baştan yazılmış bir liste var ve bunlar için verdiğiniz çabalar bile baştaki halinizden sizi daha farklı biri haline getirmiş olacaktır. kendinizdeki en ufak olumlu değişimleri yazabilir, ses kaydına alabilir, sizi tanıyan arkadaşlarınızla bunun üzerine konuşabilirsiniz. Bulacağınız ya da duyacağınız cevaplar aynı noktada olmadığınıza dair kanıtları size gösterecektir. Değişiminizi görmek sizi iyi hissettirecektir..
20’li yaşlarda yaşadığınız bu çeyrek yaşam krizi araştırmalardan da göreceğiniz üzere evrensellik göstermektedir. Ve unutmayın ki, bu bir çeyrek yaşam krizi yani bu demek oluyor ki; siz henüz genç ve hayatınız üzerinde geniş olasılıklara sahipsiniz. Zaten en kötü ihtimalle otuzlarınızın ortalarına doğru öyle ya da böyle genç yetişkin grubundan çıkmış ve çeyrek yaşam krizi olasılığınız ortadan kalkmış olacaktır. Bu demek oluyor ki şuan yaş itibariyle en fazla 30’ların ortalarında bir yerdesiniz. O halde bir kere deneyimleyeceğiniz yaşlarda krizden doğan fırsatları keşfedebilirsiniz…
#25
Dolu Kadehi Ters Tut
Kalk 25’indesin
Hala neyin peşindesin?
Boş iş bunlar farkındasın
Artık para kazanmalısın
Kalk 25’indesin
Hala neyin peşindesin?
Boş iş bunlar farkındasın
Hayır, inanmam asla. Bitmiş olamaz
Düşlerim, hayallerim var. Yerleri dolamaz
Evet, sen de haklısın belki, tamam
“Nerede? Nasıl?” derken geçti zaman
Benim daha özendiğim oyunlarım var
İnsanlara çocuksu gelecek sorunlarım var
Kafamdaki sesleri susturabilsem
“Beş dakika daha” deyip hep uyuyabilsem
Ama ben elimden geleni yapmaya razıyım
Merak etme anne ben Warren Batso Harding tarzıyım
Kalk 25’indesin
Hala neyin peşindesin?
Kalk! Kalk! Kalk! Kalk!
Yarına dair kaygılar
Boyumu çoktan aştılar
Çocukluğumun uzak hayalleri
Yakından tanınmaz oldular
Ne yapsam olmaz, anlamazlar
Sesimi duymaz, umursamazlar
Ateşi sönmüş ruhumun içini bilmez, önemsemezler
Kalk 25’indesin
Hala neyin peşindesin?
Kalk! Kalk! Kalk! Kalk!
Kaynak: Musixmatch
Besteciler: Mürsel Oğulcan Ava
